Harvard, Michigan Üniversitesi ve Duke Üniversitesi'nden araştırmacılar, gazlı içecekler, cipsler, kurabiyeler ve şekerlemeler gibi birçok aşırı işlenmiş ürünün, kompulsif tüketimi teşvik etmek üzere endüstriyel olarak tasarlandığı sonucuna vardılar.
Milbank Quarterly dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, bu ürünler tütün endüstrisinde on yıllar boyunca geliştirilen prensiplere göre "son derece mühendislik ürünü ve haz odaklı olarak optimize edilmiş" ürünlerdir.
Yazarlar, gıda endüstrisinin tütün endüstrisinden temel teknikleri benimsediğini savunuyor: şeker, yağ ve tuzun hassas dozlanması, beynin zevk merkezlerini en üst düzeyde uyaran dokular ve tatlarla birleştiriliyor. Amaç doygunluk değil, tekrarlanan ve aşırı tüketimdir.
Bu nedenle bilim insanları, tütün ürünlerine uygulananlara benzer bir düzenleyici yaklaşım önermektedir; bu yaklaşım, daha açık ürün etiketlemesi, daha yüksek vergiler, okullarda ve sağlık tesislerinde bulunabilirliğe kısıtlamalar ve özellikle çocuklara yönelik pazarlamaya ilişkin katı kısıtlamaları içermektedir.
Tütünün aksine, gıda yaşam için elzemdir; bu da yazarlara göre düzenlemeyi daha acil hale getiriyor. Çalışmada, "Modern gıda tedarik sisteminde, aşırı işlenmiş gıdalardan tamamen kaçınmak neredeyse imkansızdır" deniliyor.
Ultra işlenmiş gıda nedir?
Küresel ölçekte tek bir tanımı olmamakla birlikte, ultra işlenmiş gıdalar genellikle çok aşamalı endüstriyel işlemlerden geçen ve emülgatörlerden koruyuculara, yapay aroma ve renklendiricilere kadar çok sayıda katkı maddesi içeren ürünler olarak kabul edilir. Bu kategoriye gazlı içecekler, tatlılar, atıştırmalıklar, hazır yemekler, işlenmiş etler, sürülebilir ürünler, bazı et ikameleri ve endüstriyel müsli dahildir.
Bu tür bir diyet genellikle kalori, şeker, tuz ve doymuş yağ açısından yüksek, lif, protein, vitamin ve mineral açısından ise düşüktür.
Araştırmalar, işlenmiş gıdaların giderek doğal gıdaların ve taze hazırlanmış yemeklerin yerini aldığını gösteriyor: Gelişmiş ülkelerde tüketilen tüm kalorilerin yaklaşık yarısını oluşturuyorlar, ancak bu durum dünyanın daha az gelişmiş bölgelerinde de giderek artıyor.
UNICEF: Çocukları sağlıksız yiyeceklerden kurtarın
Aşırı işlenmiş gıdaların artan tüketiminin sonuçları en çok çocuklar ve gençler arasında görülmektedir. UNICEF, son Çocuk Beslenme Raporu'nda, dünyanın dört bir yanındaki çocukların, özellikle dijital kanallar aracılığıyla, sürekli olarak ucuz ve yoğun bir şekilde reklamı yapılan aşırı işlenmiş gıdalara ve şekerli içeceklere maruz kaldıkları bir ortamda büyüdükleri, sağlıklı gıdaların ise genellikle bulunmadığı veya çok pahalı olduğu konusunda uyarıda bulunuyor.
UNICEF'e göre, dünyada ilk kez obez çocuk ve gençlerin sayısı yetersiz beslenenlerin sayısını aştı. Beş ila 19 yaş arası çocuk ve gençlerin yaklaşık yüzde 20'si (391 milyon) fazla kilolu, yüzde 9,4'ü (yaklaşık 188 milyon) ise obez. Aynı zamanda, çocuk ve gençlerin yüzde 9,2'si yetersiz besleniyor.
UNICEF, aşırı kiloluluk ve obezite arasında net bir ayrım yaparak, obezitenin daha ciddi ve sağlık açısından daha riskli bir form olduğunu vurgulamaktadır.
Kuruluş, çocuklarda aşırı işlenmiş gıdaların yüksek tüketiminin sadece obeziteyle değil, aynı zamanda daha düşük beslenme kalitesi, mikro besin eksiklikleri, diş problemleri, ruh sağlığı sorunları ve ileriki yaşamda tip 2 diyabet, kardiyovasküler ve diğer kronik hastalık riskinin artmasıyla da bağlantılı olduğuna dair güçlü kanıtlar olduğunu belirtiyor.
Bu nedenle UNICEF, gıda endüstrisinin etkisinden siyasi bir koruma olarak, okullarda sağlıksız gıdaların (özellikle aşırı işlenmiş ürünlerin) yasaklanmasını, pazarlamanın daha sıkı düzenlenmesini, sağlıksız ürünlerin zorunlu etiketlenmesini ve vergilendirilmesini, yerel olarak üretilen sağlıklı gıdaların daha fazla bulunabilirliğini önermektedir.
Bonus videosu: