Mayıs 2025: Almanya'nın çeşitli eyaletlerinde düzenlenen baskınlarda beş genç tutuklandı. Sağcı terörist olduklarından şüpheleniliyorlar. Özellikle endişe verici olan bir nokta ise şüphelilerin genç yaşta olmaları. Tutuklananların yaşları 14 ile 18 arasındaydı.
Federal savcılık, onları Brandenburg'daki bir kültür merkezine ve bir sığınmacı konaklama tesisine yönelik kundaklama saldırısının arkasında olduğu iddia edilen "Son Savunma Dalgası" (LVW) grubunun üyeleri olmakla suçluyor. Savcılık, o zamandan beri grubun üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.
Baden-Württemberg Eyalet Ceza Polisi'nin Almanya'daki "genç teröristler" olgusunu araştırdığı yakın tarihli bir çalışmaya göre, radikalleşen gençler giderek daha sık görülüyor.
Ortalama yaş: 16 yıl
Araştırma için, araştırmacılar soruşturma ve mahkeme dosyalarını analiz ederek 37 vakayı inceledi. Bu vakalardaki faillerin ortalama yaşı 16 idi. Bazıları suç işledikleri sırada 14 yaşından bile küçüktü ve bu nedenle henüz cezai sorumlulukları bulunmuyordu.
İncelenen tüm vakaların ortak bir noktası var: Gençler, "Terorgram" olarak adlandırılan ortama mensup veya geçmişte mensup olmuş kişiler. "Terorgram" terimi, "terörizm" kelimesi ile mesajlaşma ve sohbet uygulaması Telegram'ın adının birleşiminden oluşuyor.
Terrorgram ortamı ağırlıklı olarak sağcı aşırılıkçı gruplardan oluşmaktadır. Bununla birlikte, Satanizm veya cihatçılıkla bağlantılı alt gruplar da mevcuttur. Ortam diğer sohbet platformlarında da aktif olsa da, en sık Telegram uygulamasında görülmektedir.
Pandemi sırasında çevrimiçi aktivitede artış
Peki bu gençler "Terörgram" ortamıyla ilk olarak nasıl temas kuruyorlar? Baden-Württemberg'deki Aşırıcılıkla Mücadele Merkezi'nde araştırma görevlisi ve çalışmanın ana yazarlarından biri olan Daniel Keller, özellikle koronavirüs pandemisi sırasında birçok çocuk ve gencin normal "çevrimdışı yaşamlarından" adeta koparıldığını açıklıyor. O dönemde internette ve ağlarda daha fazla zaman geçirdiler.
Keller'ın belirttiğine göre, aşırılık yanlıları bir fırsat gördüler ve örneğin propaganda videoları yüklemeye başladılar. Dikkat çekici olan, gençlerin çoğunlukla işe alınmaması, aksine yüksek profilli okul saldırıları gibi videoları aktif olarak kendilerinin aramasıydı. Sosyal medya platformlarının algoritmaları daha sonra gençleri benzer içeriklerle boğmaya yardımcı oldu.
Çalışma ayrıca, birçok gencin radikalleşme sürecinde zorlu kişisel durumlar içinde olduğunu gösteriyor. Keller'in açıkladığına göre, çoğu aileleri tarafından ihmal edilmiş veya okulda zorbalığa maruz kalmıştı. İncelenen vakaların üçte ikisinden fazlasında, faillerin teşhis edilmiş bir akıl hastalığı veya en azından böyle bir hastalığın açık belirtileri vardı.
Sadece erkekler mi? Neden kızlar da olmasın?
Keller, "Bu sahne özellikle gençler için çekici çünkü orada umutsuzca aradıkları şeyi buluyorlar: 'Tanınma, statü, şöhret. Kahraman olabilirler. Bu aslında büyük bir rol oynuyor ve bize bu gençlerin, suçlu olmadan önce, aslında ilk kurbanlar olduğunu gösteriyor' diyor."
İncelenen 37 vakanın tamamında failler erkek çocuklardı. Kızlar ve kadınlar da teorik olarak radikalleşebilseler de, yoğun kadın düşmanlığı onları caydırıyor. "Terör draması" sahnesi sadece terörist saldırıları yüceltmekle kalmıyor, aynı zamanda cinselleştirilmiş şiddeti ve kadınlara tecavüz fantezilerini de içeriyor.
Çoğu durumda, saldırı planları oldukça önceden hazırlanmıştı. Bazı durumlarda, gençler saldırıları sanal olarak "denemek" için okullarını çevrimiçi oyunlarda yeniden yaratmışlardı.
Hiç umut var mı?
Gençlerin gizlice radikalleşmedikleri de dikkat çekici. Çalışma, ebeveynlerin, öğretmenlerin veya gençlik koruma hizmeti çalışanlarının radikalleşme sürecini sıklıkla gözlemlemelerine rağmen, tehdidi genellikle yanlış değerlendirdiklerini, ciddiye almadıklarını veya nasıl tepki vereceklerini tam olarak bilmediklerini sonucuna varıyor.
Çalışmanın bulguları ne kadar endişe verici olsa da, yazar Keller sonuçlardan umut da çıkarıyor. İncelenen vakaların üçte ikisinde, bu gençlerden bazıları çalışma başladığı sırada olay yerinden ayrılmış ve topluma çok iyi bir şekilde yeniden entegre olmuşlardı. Bu nedenle, birçok durumda polis müdahalesi bir uyarı niteliği taşıdı.
Daha fazla önlem
Çalışmanın yazarları, radikalleşmiş gençler sorununu yalnızca bir “polis sorunu” olarak ele almanın doğru olmadığını vurguluyor. Keller'e göre, gençleri ve dolayısıyla toplumu daha iyi korumak için daha fazla terapi ve danışmanlık hizmetine ihtiyaç var. Dahası, toplumun daha bilinçli olması, dikkat etmesi ve uyarı işaretlerini ciddiye alması gerekiyor.
Çünkü incelenen vakalardaki planların hiçbiri uygulanmamış olsa da, güvenlik hizmetlerinin açıklarından birilerinin sızması her zaman mümkündür.
Bonus videosu: